İLİŞKİLER • EVLİLİK • PSİKOLOJİ
[HEADING=1]Eşinden Soğuyan Bir Erkek Nasıl Davranır? Duygusal Uzaklaşmanın Belirtileri ve Gerçek Nedenleri[/HEADING]
Bir ilişkide insanı en çok düşündüren şeylerden biri, yanındaki kişinin zamanla değiştiğini hissetmektir. Eskiden gün içinde birkaç kez arayan, eve geldiğinde anlatacak bir şeyler bulan, küçük ayrıntıları önemseyen eşiniz artık daha sessiz, mesafeli ve ilgisiz davranıyorsa insan ister istemez kendine şu soruyu soruyor: Acaba eşim benden soğudu mu?
Bu sorunun cevabını yalnızca azalan ilgiye, seyrekleşen yakınlaşmaya ya da birkaç tartışmaya bakarak vermek mümkün değil. Çünkü bir erkek eşinden duygusal olarak uzaklaşırken bazı davranışları değişebilir; ancak aynı davranışlar iş stresi, ekonomik kaygılar, depresif belirtiler, tükenmişlik veya çözülmemiş evlilik sorunları nedeniyle de ortaya çıkabilir.
Burada önemli olan, tek bir hareketi kesin bir işaret olarak görmek yerine davranışların zaman içindeki değişimini anlamaktır. Gelin, eşinden soğuyan bir erkeğin nasıl davranabileceğini, bilimsel araştırmaların bu konuda ne söylediğini ve günlük hayatta karşılaşabileceğimiz örneklerin bize neler anlatabileceğini birlikte inceleyelim.
[HEADING=1]1. Eşinden Soğuyan Bir Erkeğin İlk Belirtisi: İletişimin Azalması[/HEADING]
Bir erkek eşine karşı eskisi kadar yakınlık hissetmediğinde ilk değişikliklerden biri iletişim biçiminde görülebilir. Önceden gününün nasıl geçtiğini anlatan, iş yerinde yaşadığı bir olayı paylaşan veya eşinin düşüncelerini merak eden kişi, zamanla konuşmaları kısa cevaplarla geçiştirmeye başlayabilir.
Örneğin, eskiden eve geldiğinde eşine gününü anlatan bir erkek artık yalnızca “İyiydi, her zamanki gibi” diyerek odasına çekilebilir. Eşi konuşmayı sürdürmeye çalıştığında telefonuyla ilgilenebilir ya da sohbeti sürekli başka bir zamana erteleyebilir.
Burada asıl önemli nokta, konuşmaların sadece azalması değil, duygusal paylaşımın da ortadan kalkmasıdır.
İnsanlar yoğun dönemlerde daha az konuşabilir. Ancak eşinden uzaklaşan biri, yalnızca kendi yaşadıklarını anlatmayı bırakmakla kalmayıp eşinin yaşadıklarına da ilgisiz kalıyorsa ilişkide bir sorun olabileceği düşünülmelidir.
John Gottman ve Lowell Krokoff'un 1989 yılında Journal of Consulting and Clinical Psychology dergisinde yayımlanan araştırması, evli çiftlerin çatışma sırasında sergiledikleri iletişim biçimlerinin evlilik doyumuyla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmacılar, tartışmanın kendisiyle tartışma sırasında sergilenen savunmacılık, inatçılık ve iletişimden geri çekilme gibi davranışları birbirinden ayırmıştır. Bulgular, her tartışmanın evliliğe zarar vermediğini, ancak bazı iletişim örüntülerinin zaman içinde daha olumsuz sonuçlarla ilişkili olabildiğini göstermektedir. PubMed+1
Benim burada dikkat çekici bulduğum nokta şu: Bir insanın eşinden uzaklaşması her zaman konuşacak bir şeyinin kalmaması anlamına gelmez. Bazen anlatmak istediği şeyler vardır ama anlaşılmayacağını düşünür. Bazen de konuşmanın yeni bir tartışma başlatacağından korkar. Dolayısıyla sessizliğin arkasındaki nedeni anlamak, sessizliğin kendisini yorumlamaktan daha değerlidir.
[HEADING=1]2. Eskisi Gibi İlgi Göstermemesi ve Küçük Ayrıntıları Unutması[/HEADING]
İlişkilerde sevgi çoğu zaman büyük jestlerden çok küçük davranışlarla hissedilir. Eşinin önemli bir toplantısı olduğunu hatırlamak, yorgun olduğunu fark etmek, gün içinde nasıl hissettiğini sormak veya sevdiği bir şeyi düşünerek yapmak bu davranışlardan bazılarıdır.
Eşinden duygusal olarak uzaklaşan bir erkek, bu tür ayrıntılara eskisi kadar dikkat etmeyebilir.
Örneğin:
- Eşinin anlattığı önemli bir olayı dinliyor gibi görünse de daha sonra ne anlatıldığını hatırlamayabilir.
- Eşinin üzgün olduğunu fark ettiği hâlde nedenini sormayabilir.
- Özel günleri veya daha önce önem verdiği ortak etkinlikleri unutabilir.
- Eşinin yaptığı fedakârlıkları sıradan kabul etmeye başlayabilir.
- Eşinden gelen mesajlara sürekli kısa, ilgisiz veya gecikmeli cevaplar verebilir.
Bunların hiçbiri tek başına sevgisizliğin kanıtı değildir. İnsanların dikkat kapasitesi, günlük yükü ve ruhsal durumu değişebilir. Ancak davranışların uzun süre devam etmesi ve özellikle eşe yönelik ilginin belirgin biçimde azalması, ilişkinin değerlendirilmesi gerektiğini düşündürebilir.
Burada bir ayrım yapmak gerekiyor: Bir erkeğin sevgisini eskisi kadar göstermemesiyle artık eşini önemsememesi aynı şey değildir. Bazı insanlar sevgilerini sözlerle değil, sorumluluk alarak veya pratik yardımlarda bulunarak gösterir. Fakat duygusal ilgi sürekli azalıyorsa, yalnızca evin ihtiyaçlarını karşılamak ilişkinin bütün ihtiyaçlarını karşılamaz.
Örneğin, eşinin bütün faturalarını ödeyen ve evin alışverişini yapan bir erkek, onun kendisini yalnız hissettiğini fark etmeyebilir. Erkek açısından “Ailem için her şeyi yapıyorum” düşüncesi anlamlı olabilir. Kadın açısından ise “Benimle gerçekten ilgilenmiyor, beni dinlemiyor” duygusu ağır basabilir.
Bu iki bakış açısından biri mutlaka yanlış değildir. Sorun, tarafların sevgiyi farklı biçimlerde göstermesi ve birbirlerinin ihtiyaçlarını anlamaya çalışmamasıdır.
[HEADING=1]3. Fiziksel Yakınlığın ve Cinsel İsteğin Azalması[/HEADING]
Eşinden soğuyan bir erkek denildiğinde akla gelen belirtilerden biri de fiziksel yakınlığın azalmasıdır. Sarılmaların seyrekleşmesi, öpüşmenin azalması, eşinin yanına oturmak yerine ayrı bir yerde vakit geçirmeyi tercih etmesi veya cinsel yakınlığa eskisi kadar istekli olmaması bu değişimin örnekleridir.
Ancak bu konuya dikkatli yaklaşmak gerekir. Çünkü cinsel isteğin azalması doğrudan eşinden soğumak anlamına gelmez.
İş yoğunluğu, uykusuzluk, depresyon, kaygı, kullanılan bazı ilaçlar, hormonal değişiklikler, bedensel sağlık sorunları ve ilişki içindeki kırgınlıklar cinsel isteği etkileyebilir. Ayrıca bazı çiftlerde sevgi devam ettiği hâlde cinsel yaşamın sıklığı değişebilir.
Burada önemli olan şu sorudur: Erkek yalnızca cinsel yakınlıktan mı uzaklaşıyor, yoksa eşine dokunma, sarılma, sohbet etme ve birlikte zaman geçirme isteği de mi azalmış durumda?
Örneğin, işten yorgun gelen bir erkek cinsel yakınlık istemeyebilir ama eşine sarılabilir, gününü dinleyebilir ve onunla vakit geçirmekten hoşlanabilir. Buna karşılık hem fiziksel hem duygusal yakınlığın uzun süre azalması, ilişkinin daha kapsamlı değerlendirilmesini gerektirebilir.
Bir başka önemli nokta da şudur: Cinsel ilişki sıklığını sevginin ölçüsü hâline getirmek iki tarafı da baskı altında bırakabilir. Eşlerden birinin yakınlık ihtiyacı diğerinden daha fazla olabilir. Burada çözüm, bir tarafın diğerini zorlaması değil, ihtiyaçların açıkça konuşulmasıdır.
Forumda merak ettiğim bir konu: Sizce evlilikte fiziksel yakınlık azaldığında asıl belirleyici olan cinsel hayatın sıklığı mı, yoksa eşlerin birbirlerine gösterdikleri şefkatin de azalması mı?
[HEADING=1]4. Eve Geç Gelmesi ve Sürekli Dışarıda Vakit Geçirmek İstemesi[/HEADING]
Eşinden uzaklaşan bazı erkekler evde geçirdikleri zamanı azaltabilir. İşten sonra arkadaşlarıyla buluşmak, gereğinden fazla mesai yapmak, hafta sonlarını dışarıda geçirmek veya evdeyken sürekli telefonla ilgilenmek bu davranışlara örnek gösterilebilir.
Ancak burada da tek bir davranıştan sonuç çıkarmamak gerekir.
Bir erkeğin arkadaşlarıyla zaman geçirmesi, hobilerine yönelmesi veya kendisine ait bir alan istemesi sağlıklı bir ilişkinin karşıtı değildir. Her iki eşin de bireysel alanı olmalıdır.
[HEADING=1]Eşinden Soğuyan Bir Erkek Nasıl Davranır? Duygusal Uzaklaşmanın Belirtileri ve Gerçek Nedenleri[/HEADING]
Bir ilişkide insanı en çok düşündüren şeylerden biri, yanındaki kişinin zamanla değiştiğini hissetmektir. Eskiden gün içinde birkaç kez arayan, eve geldiğinde anlatacak bir şeyler bulan, küçük ayrıntıları önemseyen eşiniz artık daha sessiz, mesafeli ve ilgisiz davranıyorsa insan ister istemez kendine şu soruyu soruyor: Acaba eşim benden soğudu mu?
Bu sorunun cevabını yalnızca azalan ilgiye, seyrekleşen yakınlaşmaya ya da birkaç tartışmaya bakarak vermek mümkün değil. Çünkü bir erkek eşinden duygusal olarak uzaklaşırken bazı davranışları değişebilir; ancak aynı davranışlar iş stresi, ekonomik kaygılar, depresif belirtiler, tükenmişlik veya çözülmemiş evlilik sorunları nedeniyle de ortaya çıkabilir.
Burada önemli olan, tek bir hareketi kesin bir işaret olarak görmek yerine davranışların zaman içindeki değişimini anlamaktır. Gelin, eşinden soğuyan bir erkeğin nasıl davranabileceğini, bilimsel araştırmaların bu konuda ne söylediğini ve günlük hayatta karşılaşabileceğimiz örneklerin bize neler anlatabileceğini birlikte inceleyelim.
[HEADING=1]1. Eşinden Soğuyan Bir Erkeğin İlk Belirtisi: İletişimin Azalması[/HEADING]
Bir erkek eşine karşı eskisi kadar yakınlık hissetmediğinde ilk değişikliklerden biri iletişim biçiminde görülebilir. Önceden gününün nasıl geçtiğini anlatan, iş yerinde yaşadığı bir olayı paylaşan veya eşinin düşüncelerini merak eden kişi, zamanla konuşmaları kısa cevaplarla geçiştirmeye başlayabilir.
Örneğin, eskiden eve geldiğinde eşine gününü anlatan bir erkek artık yalnızca “İyiydi, her zamanki gibi” diyerek odasına çekilebilir. Eşi konuşmayı sürdürmeye çalıştığında telefonuyla ilgilenebilir ya da sohbeti sürekli başka bir zamana erteleyebilir.
Burada asıl önemli nokta, konuşmaların sadece azalması değil, duygusal paylaşımın da ortadan kalkmasıdır.
İnsanlar yoğun dönemlerde daha az konuşabilir. Ancak eşinden uzaklaşan biri, yalnızca kendi yaşadıklarını anlatmayı bırakmakla kalmayıp eşinin yaşadıklarına da ilgisiz kalıyorsa ilişkide bir sorun olabileceği düşünülmelidir.
John Gottman ve Lowell Krokoff'un 1989 yılında Journal of Consulting and Clinical Psychology dergisinde yayımlanan araştırması, evli çiftlerin çatışma sırasında sergiledikleri iletişim biçimlerinin evlilik doyumuyla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmacılar, tartışmanın kendisiyle tartışma sırasında sergilenen savunmacılık, inatçılık ve iletişimden geri çekilme gibi davranışları birbirinden ayırmıştır. Bulgular, her tartışmanın evliliğe zarar vermediğini, ancak bazı iletişim örüntülerinin zaman içinde daha olumsuz sonuçlarla ilişkili olabildiğini göstermektedir. PubMed+1
Benim burada dikkat çekici bulduğum nokta şu: Bir insanın eşinden uzaklaşması her zaman konuşacak bir şeyinin kalmaması anlamına gelmez. Bazen anlatmak istediği şeyler vardır ama anlaşılmayacağını düşünür. Bazen de konuşmanın yeni bir tartışma başlatacağından korkar. Dolayısıyla sessizliğin arkasındaki nedeni anlamak, sessizliğin kendisini yorumlamaktan daha değerlidir.
[HEADING=1]2. Eskisi Gibi İlgi Göstermemesi ve Küçük Ayrıntıları Unutması[/HEADING]
İlişkilerde sevgi çoğu zaman büyük jestlerden çok küçük davranışlarla hissedilir. Eşinin önemli bir toplantısı olduğunu hatırlamak, yorgun olduğunu fark etmek, gün içinde nasıl hissettiğini sormak veya sevdiği bir şeyi düşünerek yapmak bu davranışlardan bazılarıdır.
Eşinden duygusal olarak uzaklaşan bir erkek, bu tür ayrıntılara eskisi kadar dikkat etmeyebilir.
Örneğin:
- Eşinin anlattığı önemli bir olayı dinliyor gibi görünse de daha sonra ne anlatıldığını hatırlamayabilir.
- Eşinin üzgün olduğunu fark ettiği hâlde nedenini sormayabilir.
- Özel günleri veya daha önce önem verdiği ortak etkinlikleri unutabilir.
- Eşinin yaptığı fedakârlıkları sıradan kabul etmeye başlayabilir.
- Eşinden gelen mesajlara sürekli kısa, ilgisiz veya gecikmeli cevaplar verebilir.
Bunların hiçbiri tek başına sevgisizliğin kanıtı değildir. İnsanların dikkat kapasitesi, günlük yükü ve ruhsal durumu değişebilir. Ancak davranışların uzun süre devam etmesi ve özellikle eşe yönelik ilginin belirgin biçimde azalması, ilişkinin değerlendirilmesi gerektiğini düşündürebilir.
Burada bir ayrım yapmak gerekiyor: Bir erkeğin sevgisini eskisi kadar göstermemesiyle artık eşini önemsememesi aynı şey değildir. Bazı insanlar sevgilerini sözlerle değil, sorumluluk alarak veya pratik yardımlarda bulunarak gösterir. Fakat duygusal ilgi sürekli azalıyorsa, yalnızca evin ihtiyaçlarını karşılamak ilişkinin bütün ihtiyaçlarını karşılamaz.
Örneğin, eşinin bütün faturalarını ödeyen ve evin alışverişini yapan bir erkek, onun kendisini yalnız hissettiğini fark etmeyebilir. Erkek açısından “Ailem için her şeyi yapıyorum” düşüncesi anlamlı olabilir. Kadın açısından ise “Benimle gerçekten ilgilenmiyor, beni dinlemiyor” duygusu ağır basabilir.
Bu iki bakış açısından biri mutlaka yanlış değildir. Sorun, tarafların sevgiyi farklı biçimlerde göstermesi ve birbirlerinin ihtiyaçlarını anlamaya çalışmamasıdır.
[HEADING=1]3. Fiziksel Yakınlığın ve Cinsel İsteğin Azalması[/HEADING]
Eşinden soğuyan bir erkek denildiğinde akla gelen belirtilerden biri de fiziksel yakınlığın azalmasıdır. Sarılmaların seyrekleşmesi, öpüşmenin azalması, eşinin yanına oturmak yerine ayrı bir yerde vakit geçirmeyi tercih etmesi veya cinsel yakınlığa eskisi kadar istekli olmaması bu değişimin örnekleridir.
Ancak bu konuya dikkatli yaklaşmak gerekir. Çünkü cinsel isteğin azalması doğrudan eşinden soğumak anlamına gelmez.
İş yoğunluğu, uykusuzluk, depresyon, kaygı, kullanılan bazı ilaçlar, hormonal değişiklikler, bedensel sağlık sorunları ve ilişki içindeki kırgınlıklar cinsel isteği etkileyebilir. Ayrıca bazı çiftlerde sevgi devam ettiği hâlde cinsel yaşamın sıklığı değişebilir.
Burada önemli olan şu sorudur: Erkek yalnızca cinsel yakınlıktan mı uzaklaşıyor, yoksa eşine dokunma, sarılma, sohbet etme ve birlikte zaman geçirme isteği de mi azalmış durumda?
Örneğin, işten yorgun gelen bir erkek cinsel yakınlık istemeyebilir ama eşine sarılabilir, gününü dinleyebilir ve onunla vakit geçirmekten hoşlanabilir. Buna karşılık hem fiziksel hem duygusal yakınlığın uzun süre azalması, ilişkinin daha kapsamlı değerlendirilmesini gerektirebilir.
Bir başka önemli nokta da şudur: Cinsel ilişki sıklığını sevginin ölçüsü hâline getirmek iki tarafı da baskı altında bırakabilir. Eşlerden birinin yakınlık ihtiyacı diğerinden daha fazla olabilir. Burada çözüm, bir tarafın diğerini zorlaması değil, ihtiyaçların açıkça konuşulmasıdır.
Forumda merak ettiğim bir konu: Sizce evlilikte fiziksel yakınlık azaldığında asıl belirleyici olan cinsel hayatın sıklığı mı, yoksa eşlerin birbirlerine gösterdikleri şefkatin de azalması mı?
[HEADING=1]4. Eve Geç Gelmesi ve Sürekli Dışarıda Vakit Geçirmek İstemesi[/HEADING]
Eşinden uzaklaşan bazı erkekler evde geçirdikleri zamanı azaltabilir. İşten sonra arkadaşlarıyla buluşmak, gereğinden fazla mesai yapmak, hafta sonlarını dışarıda geçirmek veya evdeyken sürekli telefonla ilgilenmek bu davranışlara örnek gösterilebilir.
Ancak burada da tek bir davranıştan sonuç çıkarmamak gerekir.
Bir erkeğin arkadaşlarıyla zaman geçirmesi, hobilerine yönelmesi veya kendisine ait bir alan istemesi sağlıklı bir ilişkinin karşıtı değildir. Her iki eşin de bireysel alanı olmalıdır.