Tripofobi kaç kişide var ?

Bilgin

Global Mod
Global Mod
Tripofobi Nedir? Bir Kez Görebilirseniz, Hemen Fark Edersiniz!

Geçen gün bir arkadaşımla gezmeye çıktık. Yolda yürürken, bir reklama göz attık. Reklamın bir köşesinde, aşırı yakın çekim yapılmış, çukurcuklarla dolu bir meyve görüntüsü vardı. O anda, tuhaf bir şekilde karnımda hafif bir huzursuzluk oluştu. Görüntü o kadar rahatsız ediciydi ki, hemen başımı çevirdim. “Nedir bu?” diye sordum, biraz da rahatsızlıkla.

Arkadaşımın cevabı, beni daha da düşündürdü: "Bu, tripofobi. Yani çok yakın aralıklarla yerleşmiş delik ya da çukur gibi şeylere karşı duyulan korku." O an fark ettim ki, çoğu insan bu rahatsızlıkla tanışmamış olsa da, gerçekten bazı görüntüler insanın psikolojisini etkileyebiliyor. Peki, gerçekten kaç kişi tripofobiye sahip? Gelin, bu sorunun yanıtını araştırırken biraz da bu durumu farklı bakış açılarıyla inceleyelim.

Tripofobi: Ne Zaman Fark Ettik?

Tripofobi, ilk olarak 2000’li yılların başlarında sosyal medyanın etkisiyle daha fazla dikkat çekmeye başladı. İnsanlar, görsel medyada bu tür fotoğrafları paylaşıp, bu rahatsızlıkları yaşayanları fark etmeye başladılar. Ancak, tarihsel olarak baktığımızda, insanların doğada sıkça karşılaştığı bu tür desenlere karşı, belki de evrimsel olarak gelişen bir tepki vardı. Bazı araştırmalar, bu fobinin, doğal olarak potansiyel olarak zararlı ya da zehirli olabilecek organizmalarla ilişkili olabileceğini söylüyor. Yani, bir hayvanın ya da bitkinin cildinde bu tür pürüzlü ve delikli desenler görmek, bizi uyanık tutmaya ve tehlikelerden korunmaya yönelik evrimsel bir tepkidir.

Fakat bugün tripofobi, çok daha fazla kişiyi etkileyen bir durum haline gelmiş durumda. Araştırmalara göre, insanların yaklaşık %15-20’si bu tür rahatsızlıkları hissediyor. Bu oran, aslında düşündüğünüzden daha fazla kişiyi etkileyen bir psikolojik durum olduğunu gösteriyor. Ancak, tripofobi kişiden kişiye değişen, çeşitli düzeylerde hissedilebilen bir rahatsızlık. Kimisi için basit bir huzursuzluk, kimisi içinse neredeyse anlık bir panik hissine dönüşebiliyor.

Murat ve Elif: Erkek ve Kadın Bakış Açısının Çatışması

Şimdi, bu durumu iki arkadaşım, Murat ve Elif üzerinden anlatmak istiyorum. Murat, çözüm odaklı ve mantıklı bir insandır. Her şeyin nedenini araştırmayı sever, rahatsız edici bir şey gördüğünde, önce “Bu niye böyle?” diye sorar. O sırada tripofobi hakkında ilk defa konuştuğumuzda, bu durumu anlamaya çalışıyordu. “Peki, bu fobi neden var?” diye sormuştu. Ben de ona, evrimsel psikolojiye dair yapılan araştırmalardan ve modern yaşamda nasıl yaygınlaştığından bahsetmiştim. Murat, hemen bunun bir "başka bir psikolojik durum" olduğunu ve pek çok insanın bilinçli olarak bu rahatsızlıkla yüzleşmek zorunda kalmadığını belirtti.

Elif ise, daha empatik bir bakış açısına sahipti. “Bence bu rahatsızlık, insanın doğal olarak istemediği şeylere karşı duyduğu tepkiyle bağlantılı olabilir,” dedi. Tripofobiyi bir tür “duyusal aşırı yüklenme” olarak tanımlıyordu. Yani bir insanın, bir görseli kontrol etme, üzerine düşünme ya da ona adapte olma kapasitesi tükendiğinde, rahatsızlık başlıyordu. Elif, çok daha fazla “ne hissedildiği” kısmına odaklanıyordu. Ona göre, tripofobi sadece bir görsel uyarıcı değil, aynı zamanda bir duygu ve toplumun nasıl tepki verdiğiyle de alakalıydı. “Kimse durduk yere tripofobik olamaz. Toplumsal algılar ve kültürel deneyimler de etkili,” diye ekledi.

Bir Tuhaf Gölge: Toplum ve Korku

Tripofobi, günümüzde daha fazla konuşulmaya başlasa da, aslında tarihsel olarak bu tür korkuların çok eski zamanlardan gelen bir kökeni olabilir. Fobi, genellikle bireyin yaşadığı toplumla, kültürel bağlamla da ilişkilidir. Elif’in bakış açısına katılmak gerekirse, toplumsal normlar, kültürel etkiler ve kolektif algılar, bireyin bir şeye karşı duyduğu korkuyu şekillendirebilir. Tripofobi gibi durumlar, bazen toplumun gelişiminde bir tür tepkisel mekanizma olarak ortaya çıkmış olabilir.

Murat, “Yani toplumun bazı imgeleri, korku ve rahatsızlık yaratma gücüne sahip olabilir,” dedi. “Mesela, sağlıklı bir insan için bile bazı resimler, anlatılmak istenen mesajı aşarak, travmatik bir etki yaratabilir.” Gerçekten de, tripofobi gibi bir durum toplumun korku algılarının nasıl evrildiği ile ilişkilidir. Bilgisayar oyunları, filmler veya sosyal medya gibi platformlar, bu tür görselleri hızla yayabiliyor. Bu, tripofobiye duyarlı olan insanlar için daha sık karşılaşılan bir durum oluşturuyor.

Sonuç: Korku ve Algılar Arasında Bir Denge

Tripofobi, aslında korku ve algı arasında bir dengeyi temsil ediyor. Kimisi için sadece rahatsızlık hissi, kimisi içinse çok daha derin bir korku anlamına gelebilir. Elif ve Murat’ın konuşmasından sonra fark ettim ki, tripofobi sadece biyolojik değil, toplumsal bir deneyimdir. Yani sadece bir görsel korku değil, aynı zamanda bir duygusal deneyimdir.

Sizce tripofobi, evrimsel bir korku mekanizmasından mı kaynaklanıyor, yoksa toplumsal etkilerle şekillenen bir duygu mudur? Bu tür korkular, modern yaşamda bizim psikolojimizi nasıl etkiliyor? Kendi deneyimlerinizde tripofobiyle ilgili neler hissettiniz?

Yorumlarınızı ve düşüncelerinizi merakla bekliyorum!